Caterham AeroSeven Concept, markanın Seven çizgisini tam gövdeli ve açık kokpitli bir spor otomobil fikriyle yeniden yorumladığı çalışmaydı. Araç 20 Eylül 2013 tarihinde SingTel Singapore Grand Prix kapsamında tanıtıldı. Caterham’ın dönem basın bülteni, otomobili doğrudan seri üretim modeli olarak değil, gelecekteki ürünlerin tasarım ve mühendislik yönünü gösteren bir konsept olarak tanımlıyordu.
Caterham AeroSeven Concept tasarımı
AeroSeven, Seven CSR platformunun güncellenmiş bir yorumuna dayanıyordu. İki kişilik gövde için kuru ön emdirilmiş karbon fiber paneller kullanıldı. Temel biçim, Caterham Technology and Innovation tasarım ekibi ile dönemin Caterham F1 ekibinin girdileriyle oluşturuldu. Üretici, aerodinamik geliştirme çalışmalarında hesaplamalı akışkanlar dinamiği, pist testleri ve rüzgâr tüneli testlerinden yararlandığını belirtti.

Basın bülteninde gövdenin yere basma kuvvetini artırmak ve sürüklenme katsayısını iyileştirmek amacıyla şekillendirildiği aktarılıyordu. Konsepte yeni bir devrilme koruma yapısı da eklendi. Bu bölüm, üreticinin açıkladığı geliştirme hedeflerini yansıtıyor; seri üretime geçmiş ve homologe edilmiş bir otomobil için sunulan nihai veriler olarak okunmamalı.


Motor ve aktarma organları
Konseptte Caterham Technology and Innovation tarafından geliştirilen, Ford Duratec temelli 2,0 litrelik atmosferik dört silindirli motor kullanıldı. Resmî teknik bilgiler azami gücü 8.500 d/d’de 240 PS ve 176 kW, azami torku ise 6.300 d/d’de 206 Nm olarak veriyordu. Motor, altı ileri manuel şanzıman üzerinden arka tekerleklere güç aktarıyordu.
Caterham, 0–100 km/sa hızlanma için dört saniyenin altında bir hedef açıkladı. Bu değer konsept otomobile ait üretici beyanıydı. Aynı açıklamada başka motor seçeneklerinin de değerlendirildiği belirtiliyordu. Dolayısıyla 240 PS güç ünitesi, o tarihte planlanan seri üretim otomobilinin değişmez ve kesinleşmiş tek motoru olarak sunulamaz.

Şasi ve elektronik sistemler
Seven CSR kökenli şaside önde Formula 1 tarzı içten itme kollu çift salıncak, arkada ise bağımsız çift salıncak düzeni bulunuyordu. Konsept için yeni amortisörler, yaylar ve viraj denge çubukları hazırlandı. Tekerleklerde önde 195/45 R15, arkada 245/40 R15 ölçülerinde Avon CR500 lastikler yer alıyordu.
Caterham AeroSeven Concept, markanın çekiş kontrolü kullanan ilk modeli olarak duyuruldu. Caterham Engine Management System üzerinden çekiş ve kalkış kontrolü sürücü tarafından ayarlanabiliyor, sistem tamamen kapatılabiliyordu. Bosch kaynaklı yarış temelli ABS sisteminin kullanılması ise basın bülteninde hâlâ fizibilitesi incelenen bir seçenekti; kesinleşmiş donanım olarak açıklanmamıştı.


Kokpit ve geliştirme planı
Kokpitte merkezde yüksek çözünürlüklü grafik ekran bulunuyordu. Bu birim motor devri, seçili vites, araç hızı, çekiş ve fren ayarları ile yakıt ve yağ seviyelerini tek ekranda topluyordu. Yarış otomobili esintili direksiyonda yol modu, geçiş ışığı ve pit yolu hız sınırlayıcı işlevleri yer alıyordu. Varsayılan yarış modundan yol moduna geçildiğinde motorun devir sınırı ve tepe gücü azaltılıyordu.
Dönemin basın bülteni üretim versiyonu teslimatlarının 2014 sonbaharında başlamasını öngörüyordu. Autocar’ın 10 Ocak 2014 tarihli haberinde ise Caterham Group CEO’su Graham Macdonald, programın 2015’e ertelendiğini ve otomobilin tasarımının yeniden ele alınacağını söyledi. Bu kronoloji, burada görülen aracın planlanan seri üretim otomobilinden ayrı tutulması gerektiğini gösteriyor.
OopsCars arşivindeki önceki AeroSeven kaydı konseptin ilk dönem görsellerini tamamlıyor. Markanın daha geleneksel Seven yaklaşımı için Caterham Seven 160 kaydı da karşılaştırmalı bir arşiv bağlantısı sunuyor.
AeroSeven kaydındaki eski bağlantılı küçük görseller
Aşağıdaki küçük görseller, yazının eski Zemanta bağlantı modülünden kalan medya öğeleridir. AeroSeven fotoğraf galerisine ait değillerdir ve arşiv bütünlüğü için ayrı açıklamalarla korunmuştur.






OopsCars Değerlendirmesi
Caterham AeroSeven Concept, Seven ailesinin hafiflik ve sürücü odaklılık fikrini karbon fiber tam gövde, dijital kokpit ve ayarlanabilir elektronik sistemlerle bir araya getiren iddialı bir tasarım çalışmasıydı. Seri üretim programının değişmesi, konseptin değerini azaltmıyor; araç, Caterham’ın o dönemde geleneksel Seven formunun ötesine geçme arayışını açık biçimde belgeliyor.